Ana Sayfa
Okulumuz
Portal Bölümü
Aktivitelerimiz
Fiziki Yapımız
Başarılarımız
Atatürk
İletişim
   Site İçi Arama

Ara

 

   Site Menü
menu_icon Ana Sayfa
menu_icon Okulumuz
menu_icon Portal Bölümü
menu_icon Aktivitelerimiz
menu_icon Fiziki Yapımız
menu_icon Başarılarımız
menu_icon Atatürk
menu_icon İletişim
   Linkler
menu_icon Faydalı Linkler
menu_icon Sağlık
menu_icon Eğitim
menu_icon Gazeteler
   E-Posta Listesi
E-Posta Listemize Katılmak İçin Email Adresinizi Kayıt Edin.
   
   Üye Girişi
   E-mail Adresi
  
   Şifre
  
  
  
   Üye Ol / Şifremi Unuttum
   Forum
   Müzik
   Site İstatistik
  Toplam Üye : 805
  Toplam Öğrenci : 664
  Toplam Mezun : 77
  Toplam Veli : 47
  Toplam Öğretmen : 17
  Bugün : 109
  Toplam : 373570
  Online : 4
   Makale
FARK NEREDE?

İnsanoğlu bir takım içgüdüler ve yeteneklerle donatılmış olarak dünyaya gelir. Daha dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren meraklı ve sorgulayan gözlerle etrafını inceler. Eşyayı, çevreyi, insanları, davranışları anlamaya çabalar. Annesi, babası, yakınları onunla ilgilenerek, onun küçücük dünyasına inerek, meraklarını gidermeye çalışırlar; ona yeni yeni şeyler öğretmeye gayret sarf ederler.

İnsanın belki daha anne karnında iken başlayan öğrenme serüveni ölünceye dek sürecek bir eylemdir. Hayatının her anında, her önemli safhasında, yapılan her yanlışta hatta insan pek çok şey öğrenmektedir. Öyle ya boşuna denmemiş olsa gerek, “Bir musibet, bin nasihatten iyidir.” diye…

Bu öğrenme süreci yaratılışına, yeteneğine, fiziksel ve ruhsal özelliklerine göre her canlı için kaçınılmaz bir durumdur. Hatta bazen canlı bunun bedelini canıyla bile ödeyebilir. Yani bir kedicik, araçların hızla gittiği bir yoldan aheste aheste gidemeyeceğini böyle bir tehlike atlattığında bir daha unutmamacasına kavramıştır. Küçücük bir bebek de yanmakta olan bir elektrik sobasına elini değdirdiğinde, elinin yanmasıyla, bir daha soğuk halde iken bile aynı eşyaya el sürmeyecektir.

Elbette bu anlatılanlar tecrübeler neticesinde edinilen –öğrenilen- bilgilerdir. Nihayet sirklerdeki veya başka ortamlardaki evcilleştirilmiş, hatta çeşitli marifetler kazandırılmış canlılar da benzer yollarla öğretilmişlerdir. İnsanı bu noktada diğerlerinden ayıran tartışmasız en büyük özelliği “düşünebilme” yeteneğidir. Allah diğer canlılardan farklı olarak sadece insana “akıl” nimetini bağışlamıştır. Bu eşsiz bir lütuftur insanoğlu için. Öyle ki Allah sorumluluğu, görevleri ve dini de insanlar içinden sadece aklı olanlar için zorunlu tutmuştur. Çocuklar ya da deliler dinen –hatta yasalar önünde bile- sorumluluk sahibi değildirler. O bakımdan bu tür varlıklar akıl sahibi olana dek ancak öğretilebilirler ya da koşullandırılabilirler.

Eğitim ise akıl sahibi canlıların olaylar, şartlar ve durumlar karşısındaki davranışlarını, tutumlarını kalıcı olarak ve genel kabul görmüş normlar doğrultusunda değiştirebilme eylemlerinin bütünüdür. Bu biraz da gelenekle, ahlakla, dinle ve evrensel doğrularla ilgili bir durumdur. Yani eğitilmiş kişinin davranışları, olabildiğince örfle, ahlakla evrensel doğrularla kıyaslanır. Yasalar da bu normlara göre düzenlenir. Örneğin hırsızlık evrensel kurallara göre de, gelenek ve ahlak anlayışlarına göre de, yasalara göre de suçtur.

Eğitim akıl işidir. Akıllıların işidir. Akıl ile yapılabilecek bir iştir. Ve kesinlikle öğretimden ayrı ancak onunla birlikte uygulanabilecek bir olgudur. Öğretmeninizin size dilbilgisi kurallarını, ya da sayıları anlatması “öğretim” olarak değerlendirilirse, size yalanın kötü bir davranış olduğunu belletmesi “eğitim” olacaktır. Buradan şu sonuca varmak mümkündür: İnsan bir takım nesnel bilgileri teorik veya pratik olarak öğrenebilir. Hayatta bu bilgileri kullanabilir. Ancak bu bilgiler yanında davranışlarında beklenilen ve olumlu yönde değişiklik olmazsa bu kişi için “eğitimli” diyemeyiz.

Milli eğitimimizin temel amaçlarından ve belki de en önemlilerinden biri bireylerde kalıcı ve olumlu davranış değişikliği yapabilmedir. Tüm öğretmenlerimiz eğitim hayatımız boyunca bizlere bunu kazandırmaya gayret ettiler. Eğitim alan bireyler olarak milletimizin ahlaki, örfi, dini değerleri yanında evrensel ve insani değerler ile de donanmalı, hayatımızın her evresinde bunu ısrarla uygulamalıyız. Çünkü eğitimli olmak böyle bir şeydir. Fark buradadır. Son sözü Ziya Paşa’ya bırakırken söyledikleri üzerinde şöyle bir düşünmekte yarar var:

“Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma

Zerdûz palan ursan eşek yine eşektir!”

(Üniforma soysuzlara soyluluk mu verir? Altın semer/palan vursan da eşek yine eşektir)

H.Hüseyin GÖKTAŞ / Edebiyat Öğretmeni



24 Eylül 2009 Perşembe

Bu Makaleyi Sizden Önce 951 Kişi Okudu


 
İlköğretim ve ortaöğretim için kıyafet modelleri
Gönül Köprüsü Projesi
Bakan Çelik, Kolej Mezunlarına Hitap Etti
Bakan Çelik, OKS Sonuçlarını Açıkladı
Ortaöğretimde Program Çeşitliliği Çalıştayı
   Akademik Takvim
<Eylül 2010>
PztSalÇarPerCumCmtPaz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
   Duyurular
 12. Sınıfların Sene Sonu Beceri Sınavı
 Veli Toplantısı (2. Dönem -/ 2009-2010)
 Futsal da İkinciyiz...
 Turizm Haftası Şenlikleri
 Kermes -Okul Aile Birliği
 2009 2010 Şubat Sorumluluk Sınavları
 Kurs Duruyusu
 Yıllık Plan ve Zümreler
 Sınıf Listeleri Açıklandı.
 24/09/2009 Ders Yılı Başlama Töreni
 Ders Giriş ve Çıkış Saatleri
   Bugün Doğanlar
Yahya Bektaş
basak buyukyahsı
merve gence
   Saat
   Anket

Öğrencilere Yönelik Kurs İstermisiniz?

Bilgisayar İşletmenliği5%
Bilgisayarlı Muhasebe 10%
On Parmak Klavye4%
Web Tasarımı12%
Photoshop 57%
İstemiyorum11%

 Diğer Anketler

   Hava Durumu
 
 
   Öğrenci-Veli Bilgilendirme

Kullanıcı Tipi:

Kurum Kodu:
Kullanıcı Kodu:
Şifre:
   Logolar

Powered By DH